Arefe: Hayat bir “arefe”dir

… arefe ne hüzündür¸ ne de bayram; hem hüzün hem de bayramdır. Arefe mutluluğu bulduğunu sanan insanın ağzındaki tattır. Bu tadın rayihasıyla mestolmak da var¸ kaybolmak da…

Herkes kalibresine göre iş yapmaktadır. Hayat bir sınavdır. Arefe¸ bu sınav heyecanını insana iliklerinde yaşatmaktadır. Bayramda insanın yüzünün kara olmaması için¸ arefe gününde yalan söylememesi gereken bir sınavdır. Çünkü ne ekersen onu biçersin.
 

Bu yıl da orucumuzu tutarak Ramazan bayramının “arefe”sine eriştik. Ne mutlu sağlığının¸ sıhhatinin ve ibadetinin kıymetini bilenlere… Niyetimiz¸ duamız¸ temennimiz tutulan oruçların¸ yapılan ibadetlerin kabul olması içindir.
 

Bugün dilimizde yediden yetmişe herkesin çok yaygın olarak kullandığı bir kelime olan afere (arife) kavramı üzerinde durmak istiyorum. Arefe nedir ve bugüne niçin arefe denmiştir? Aslında günlük dilde bu kadar çok sık kullanılmasına rağmen bu kelimenin ne olduğu¸ nereden geldiği pek bilinmez birçok kelimede olduğu gibi…
 

Özellikle Ramazan ve Kurban bayramlarının bir önceki gününe arefe dendiğini hemen belirtelim. Ayrıca toplumsal ve hatta bireysel anlamda önemli kabul edilen günlerin öncesine de arefe denmektedir.
 

***
 

Arapça kökenli bir kelime olan arefe¸ haccın farzlarından biri olan vakfenin yapıldığı yerin yani Arafat’ın diğer adıdır. Kurban bayramının bir gün öncesi olan zilhicce ayının dokuzuncu gününde burada vakfe yapıldığından¸ bugüne arefe günü (yevmü arefe) veya Türkçe’deki şekliyle kısaca arefe denmiştir.
 

Arefe¸ haccın temel rüknü olan “vakfe” dolayısıyla büyük önem taşır. Arefe günü hacılar güneşin doğuşuyla birlikte Arafat’a çıkarlar ve burada tekbir¸ tehlil¸ telbiye¸ salâtü selâm getirip dua ederler. Arefe günü Arafat’ta vakfeye duran hacılar topluluğu¸ mahşerin küçük bir örneğini sembolize ederler. Bütün hacılar¸ siyahı¸ esmeri¸ beyazı ve kızılı eşit şartlarda¸ aynı tip elbiseye bürünmüş; âmiri-memuru¸ zengini-fakiri¸ hep bir arada ihram içinde başları açık¸ yalın ayak bir şekilde vakfeye durup dua ederler. Sosyal yönden büyük bir eşitlik arzeden bu manzara İslâm’ın insana bakış açısını göstermektedir. Bu yüzden¸ arefe gününde yapılan duaların faziletli ve makbul olduğuna dair hadisler vardır.

Arefe günüyle ilgili olarak Hz. Peygamber¸ “Arefe gününe hürmet ediniz. Çünkü arefe¸ Allah Teâlâ’nın kıymet verdiği bir gündür”¸ “Arefe gecesinde ibadet edenler¸ cehennemden âzat olurlar” buyurur. Teşrik tekbirlerinin söylenmesine de arefe günü sabah namazında başlanır.
 

Atasözlerinde de: “Arefe günü tatlı yiyen¸ bayram günü tatlı söyler” teşvikinin yanı sıra¸ “Arefe günü yalan söyleyenin¸ bayram günü yüzü kara olur” uyarısı yer alır.
 
Kurban bayramının bir gün öncesine mahsus olarak kullanılan arefe terimi¸ Türkçe’de Ramazan bayramının bir gün öncesi için de kullanılmaktadır.
 

***
 

Arefe¸ orucun son günü olup alışılan¸ oruçla bütünleşilen ve insanın bir parçası haline gelen Ramazan ayının bitişiyle bir hüznü yaşatırken¸ diğer yandan da “bayram” heyecanını tattırır. Hüzün ve sevinç karışımı bir gündür. Hatta duygunun¸ duygusallığın zirvede olduğu bir gündür arefe… İnsanın iradesiyle nefsine hâkim olmak suretiyle¸ nefsin terbiye edildiği¸ iradelerin bilendiği¸ büyük güç kazandığı günlerin sonuna yaklaşılmıştır. Bu güç¸ mümini ileriki günlerde aşınmaya yüz tutsa da gelecek Ramazana kadar götürecektir.
 

Ramazanın başlarken¸ “Acaba sonuna varabilecek miyim?” diye düşünülürken¸ onu uğurlamanın hüznünün yaşanmasıdır arefe… Bu yüzden olsa gerek ki¸ arefe günlerinde ziyaret edilmesi gelenekleşen kabir ziyaretleri de¸ bugüne ayrı bir önem ve hüzün katmaktadır. Arefe¸ aramızdan ayrılan sevdiklerimizin hatırlandığı¸ hatırlatıldığı bir gündür. Ölümle dirim iç içedir bugünde…
 

Arefe¸ bayrama ramak kalan günün adıdır. Çünkü insan yönünü ileri doğru çevirince bayramı görür. Bayram¸ adı üstünde mutluluktur. Dolayısıyla sevinç elle tutulacak kadar yakınlaşmıştır arefe gününde… Hayat da öyle değil midir? Aslında hayat başlı başına bir “arefe”dir. Yönünüzü ileri çevirince mutluluğu; geriye doğru bakınca da hüznü yaşarız.
 

Bu yüzden arefe ne hüzündür¸ ne de bayram; hem hüzün hem de bayramdır. Arefe mutluluğu bulduğunu sanan insanın ağzındaki tattır. Bu tadın rayihasıyla mestolmak da var¸ kaybolmak da… Herkes kalibresine göre iş yapmaktadır. Hayat bir sınavdır. Arefe¸ bu sınav heyecanını insana iliklerinde yaşatmaktadır. Bayramda insanın yüzünün kara olmaması için¸ arefe gününde yalan söylememesi gereken bir sınavdır. Çünkü ne ekersen onu biçersin.
 

“Arefe şuuru”nun hayatımıza hâkim olması duası ile Ramazan orucunuz makbul¸ bayramınız “bayram” olsun.

Dr. İhsan ALPEREN