Eğlence Ayı Ramazan (!)

Tezgahlardan gelen müzik ve bas bas bağıran satıcı sesleri.. Eyüp camii avlusu yürüyemeyecek kadar¸ sofra bezleriyle donatılmış. Sultanahmet'in de bundan geri kalan bir yanı yok. Maneviyattan uzak¸ adet mi¸ töre mi¸ ibadet mi¸ belirsizce toplanmış kalabalıklar.. Bunları gördükçe sormadan edemiyorsun: Medenileşiyor muyuz? Bedevileşiyor muyuz?

“Onbir ayın sultanı¸ Ramazan” deyince¸ sanki “Onbir ayın eğlencesi¸ Ramazan” geliyor aklımıza.

Televizyonlar¸ iftar ve sahur programlarında yarışa giriyor.
Mesele şu:Kim daha fazla eğlendirecek?
Kim iftar saatinde¸ hangi popüler sanatçıyla program yapacak?
Kimisi¸ şarkı türkü ve bazen de riyakar bir dille ilahi okurken¸ kimisi kahkalar tufanıyla¸ hiç de manevi olmayan bir ortamda¸ feleğin çarklarını çeviriyor Mehmet Ali Erbil'le.
Kimi de¸ iftar yemeği vererek hayır yapıyoruz edasıyla çadır programları yapıyor.

Çadırların etrafı hınca hınç insanlarla dolu. Çadırdaki programdan bir kelime bile duyamadıklarına göre¸ o kalabalıkların¸ itile kakıla görmek istedikleri şey nedir acaba?
Görmek mi¸ görünmek mi istiyorlar bilemiyorum ama¸ toplumumuzun bu davranışı hiç de hoş bir görüntü sergilemiyor.
Mecidiyeköy¸ Sultanahmet¸ Eyüp…
Hep bu tür sahnelerle meşgul.
Hadi Mecidiyeköy'den geçtik de¸ Eyüp ve Sultanahmed'in bu durumlara düşmesi gerçekten üzüntü verici.

Maneviyat dolu bir gece yaşamak istiyorsunuz ve Eyüp Sultan hazretlerinin makamına varıyorsunuz.
Bir manzarayla karşılaşıyorsunuz ki¸“Kabirleri bayram yerine döndürmeyiniz” hadis-i şerifine inat¸ bu mekân olabildiğince bir panayır¸ bir şenlik havasına döndürülmüş.
Tezgahlardan gelen müzik ve bas bas bağıran satıcı sesleri..
Eyüp camii avlusu yürüyemeyecek kadar¸ sofra bezleriyle donatılmış.
Demlikler¸ tencereler..
Eyüp hazretlerinin kabri etrafında iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık.
Ağlayanlar¸ dilek adayanlar¸ellerini duvara sürenler..

Sultanahmet'in de bundan geri kalan bir yanı yok.
Maneviyattan uzak¸ adet mi¸ töre mi¸ ibadet mi¸ belirsizce toplanmış kalabalıklar..

Bunları gördükçe sormadan edemiyorsun: Medenileşiyor muyuz? Bedevileşiyor muyuz?
Ne olurdu sanki bu tür tarihi ve manevi ortamları¸ Kabe'yi anımsatacak güzellikte yaşasaydık.

Bu arada Ramazan eğlenceleri demişken¸ Zekeriya Beyaz hoca efendimizin de hakkını yememek gerek.
Bu konuda gerçekten çok emeği geçiyor. İnsanlar gülmekten orucun açlığını dahi unutuyorlar.
Geçenlerde yine bir canlı yayın programında¸ kırıp geçiriyordu hoca efendi.
Neydi konu¸?
Anlatımlarıyla kendisini sevdirerek dinleten¸ öğreten ve birçok kimsenin gönlünde yer eden Nihat Hatipoğlu'nun sohbetleri tartışılıyordu.
Yalnız garip bir münazara…
Çünkü Hatipoğlu canlı yayına katılmış değil.
Beyaz hoca efendimiz tek başına..
Videolardan alıntılar yaparak¸ kendi ilmi deryasıyla Hatipoğlu'nun yanlışlarını(!) tesbit ediyordu.
Okan Bayülgen'nin “ZAGA”sı gibi yani.
Hani derler ya¸ hem eğlendirmek¸ hem öğretmek..
Biraz da Nasrettin Hoca tarzı..
Tabii iki fark var burada;
Birincisi Nasrettin Hoca'nın mübarek bir zat oluşu¸
İkincisi Nasrettin Hoca'nın hakikatleri söylemesi.

Buradan Beyaz hocamıza -duyar yada duymaz- bir tavsiyede bulunmak isterim: Tabiri caiz ise¸ “Yanlış ata oynuyorsun hocam.”
Hatipoğlun'a saldırman senin için bir kayıp. Sen en büyük hakikatle de gelsen¸ bu millet seni az yada çok tanıyor.
Bence kendine göre birini bulmalısın. Hani Yaşar Nuri gibi mesela. Hani biriniz nur¸ biriniz beyazsınız..

Abdulaziz CİVAN
www.RamazanRehberi.Com