Ey anne – babalar!

Gencimizde görmeyi istediğimiz meziyetleri¸ her şeyden önce kendimizde taşımamız¸ yapmasını istediklerimizi önce kendimiz yapmamız¸ terk etmesini istediklerimizide önce kendimiz terk etmemiz gerekir ki¸ meselenin en can alıcı noktasıda burasıdır.

Gençlik Üzerine Düşünceler…

İnsan hayatının kendine mahsus özellik ve güzellikleri olan zaman dilimleri vardır. Çocukluk¸ gençlik¸ olgunluk¸ yaşlılık… İnsan yaşadığı sürece ister istemez bu dönemlerden geçer. Zira zamanı durdurmaya¸akan hayatın önüne set çekmeye  kimsenin gücünün yetmesi mümkün değildir.

   İdrak edilen bu ömür dilimlerinin en önemlisi hiç şüphesiz gençlik dönemidir.Çünkü Gençlik; güçlülük¸kuvvetlilik ve dinamizm demektir.İnsan hayatının en canlı ve hareketli mevsimidir.Yorgunluk ve bitkinliğin hissedilmediği¸her türlü dirilik ve canlılığın zirvede olduğu müstesna bir atmosferdir gençlik. Allahın büyük bir lütfu ve nimetidir.

   Ne varki¸her nimet gibi gençlik de zevale¸yokluğa doğru hızla akıp gitmekte¸sonunda belin bükülüp saçların ağardığı yaşlılık¸ kaçınılmaz olmaktadır. Güçlülüğün yerini zayıflık¸hareketliliğin yerini atalet ve durgunluğun aldığı¸canlılığın kaybolduğu ihtiyarlık; elinizdeki paha biçilmez nimetin kıymetini biliniz¸ gençliğinizi iyi değerlendiriniz diyerek adeta haykırmaktadır kendi lisan-ı haliyle.

   Gençlik gibi muazzam bir enerji ve dinamizmin iyi kanalize edilerek en yararlı bir şekilde insanlığın hizmetine sunulması hiç şüphesiz onun eğitilmesi meselesidir. Aile¸ çevre¸ her kademe ve derecedeki eğitim müesseseleri¸ bu konudaki en büyük görev ve sorumluluk sahibidirler.

   Gençlik¸ büyük imkanları ve güzellikleriyle birlikte aynı derecede olumsuzlukları ortaya çıkartabilecek¸bir anlamda tehlikeli bir zaman dilimide sayılabilir. Zira her şeyin toz pembe görüldüğü düşünce ve duyguların bulutlarda gezindiği fırtınalı bir dönemdirde aynı zamanda gençlik. Elde bulunan enerjinin iyi değerlendirilememesi halinde¸gencin hayatında dönüşü olmayan yolların açılması ihtimali vardır.Bu durum ise hem ailesini hemde içinde yaşadığı toplumu olumsuz yönde etkiler. İçki¸ kumar¸ fuhuş ve gece hayatı gibi¸insan tabiatına tamamıyla ters alışkanlıklar ve davranışlar¸gencin gücünü ve dinamizmini kemiren kurt misali¸coşku ve güzelliğini mahveden¸yaşama sevincinden uzaklaştıran¸verimlilik ve üretkenliğin yerine asalak bir varlık haline getiren unsurlardandır.

   Ne yazıkki¸akan zamanı geriye döndürmenin imkanı olmadığı gibi¸sadece bir defa yaşanan dünya hayatının bir daha yaşanma imkanıda yoktur.Öyle ise elde bulunan bu eşsiz fırsatın en iyi şekilde  değerlendirilerek insanlığın mutlak yararına kazanılması ve sunulması esastır.Bunun yoluda Allah’a (c.c) mutlak manada bir kul ve Resul-ü Ekrem’e (s.a.v) hakiki bir ümmet olmaktan geçer. Böyle bir hayatın gerisinde insanın duyduğu sevinç ve hazzı kelimelere sığdırmanın imkanıda yoktur.

   Peki böyle bir gençliği nasıl yetitirecek¸önündeki tehlikeli zikzakardan nasıl koruyacağız?Hemen belirtelimki problemleri halletmenin en kestirme ve kolay yolu¸problem çıkartmamak¸probleme götürecek yolları ıslah etmektir.Bu durumda  anne¸baba ve eğitim müesseselerine düşen en önemli görev ve dikkat etmeleri gereken husus;Genci iyi tanımak¸onun dünyasına inebilmek ve ihtiyaçlarını iyi tespit edebilmektir.Yetişkinlerin¸yaşadıkları hayatın tecrübelerinden yararlanarak gerçek anlamda bir rehber olabilmek için çalışmaları¸problem çıkarmama konusunda atılacak ilk adımlardandır…

   Gencimizde görmeyi istediğimiz meziyetleri¸ her şeyden önce kendimizde taşımamız¸ yapmasını istediklerimizi önce kendimiz yapmamız¸ terk etmesini istediklerimizide önce kendimiz terk etmemiz gerekir ki¸ meselenin en can alıcı noktasıda burasıdır. Bu gün çektiğimiz bütün sıkıntıların temelinde¸yetiştirmiş olduğumuz nesillere inanç¸çalışkanlık¸doğruluk¸ahlakilik vb. konularda gerçek anlmada örnekler olamayışımız yatmaktadır.Kur’an-ı Kerim’in “İnsanlara iyiliği emrederde¸kendinizi unuturmusunuz?” (Bakara / 44) ayetiyle ifade ettiği mana atmosferindede¸ebeveynler olarak hep emreder¸ister olma durumunda kalır¸uygulamayı¸örnek olmayı rehber olmayı nedense pek düşünmeyiz ki; Düştüğümüz en büyük gaflet yanlışlıkta budur.

   Gençlik potansiyelinin en yararlı şekilde kullanılmasında¸hiç şüphesiz okumanın ve  okumayı alışkanlık haline getirmenin rolü büyüktür.Okuyan¸düşünen¸üreten ve ürettiğini açıkça ortaya koyabilen¸soran araştıran ve tartışan¸ bilimsel düşünce mantığına sahip¸ hoşgörülü ve sorumluluk duygusuna haiz bir insan yapısının oluşmasında okumanın¸ama bilinçli okumanın en etkin bir araç olduğunu kim inkar edebilir?

   Bu gün içerisinde yaşadığımız dünyada problemli gençliğin temelinde sevgisizlik¸ ilgisizlik¸ bilgisizlik¸eğitimsizlik ve sorumsuzluğun olduğu bir gerçek. Gencin maddi ve manevi dünyasındaki boşluğu doldurabilmek için çaba sarfetmek¸ebeveynin omuzlarında hissetmesi gereken en büyük sorumluluklardandır.

   Biz ebevenler! Çocuklarımızın karnını doyurup¸ giyindirdikten sonra¸ onlara karşı olan görev ve sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizimi sanıyoruz. Eğer böyle düşünüyorsak yanılıyoruz. Zira çocuğumuz bizden bunların yanında şefkat¸merhamet¸ sevgi¸ ilgi ve dostluk bekliyor. İman¸ibadet¸ ahlak¸ doğruluk¸ iyilik ve güzellik… Kısaca bizden rehberlik bekliyor. Zira Peygamberimiz (sav) “……..Hepiniz çobansızınız  ve güttüklerinizden mes’ulsünüz” buyurarak; Çoban sürüsünü otlatırken nelere dikkat ediyor veya etmesi gerekiyorsa¸ Çobanı olduğumuz genç nesillerin salimen yetiştirilmesi noktasında da aynı dikkat ve itinayı göstermemiz gerektiğine dikkatlerimizi çekmektedir. Sürüsünü komşusunun bağına bahçesine sokan¸haram yediren¸çevresindeki tehlikelere karşı onu korumayan çobanın çobanlığını tasvib eder ve hoş görürmüyüz?Böyle bir davranış emanete ihanet değilde nedir?

   Ne hazindirki; çoluk çocuğumuzu¸sıcak ve soğuktan korumaya büyük bir dikkatle özen gösteririzde¸onu cehennemden koruyacak¸cennete ulaştıracak ve iki cihan saadetini temin edecek konulara pek dikkat etmez¸önemsemeyiz.Bu durumda¸ebeveynler olarak¸genç neslimize gerçekten merhamet ettiğimizi iddia edebilirmiyiz?

   Netice olarak ebeveynler¸gerçek çoban olma yolunda üzerlerine düşeni yapmalı¸ gençlerde gençliğin kıymetini bilmeli insanlığın kendilerinden çok şeyler beklediğini unutmamalıdırlar.Zira istikbâlde gelişme¸kalkınma¸mutlu ve müreffeh olmanın yolu budur ve tabii  Hakk’ın rızasını kazanıp mükafatına ulaşmanında…..

Ramazan AÇIKEL / RamazanRehberi