Gurbette Ramazan / New Jersey¸ ABD

Namaz vakitlerini bilgisayardaki sanal ezan programıyla öğrendiğimiz vatandan uzak bu diyarlarda Ramazan-ı Şerif garip bir hüzünle ama bir o kadar da gururla misafir oluyor hanemize...

Tüm arzın sahibi ve hâkimi Feyyaz-ı Mutlak’ın kulları olduğumuz için sonsuz şükürler olsun. İki cihanın serveri Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ya¸ âline¸ ashabına salât ve selâm olsun.

Dünyanın öbür ucundan siz değerli okuyuculara en kalbî selâmlarla…

Namaz vakitlerini bilgisayardaki sanal ezan programıyla öğrendiğimiz vatandan uzak bu diyarlarda Ramazan-ı Şerif garip bir hüzünle ama bir o kadar da gururla misafir oluyor hanemize…
Hüzünle çünkü ezansız¸ cemaatsiz…
Gururla¸ zira onca insanın içinden seçilmiş olduğumuzu gösteriyor bizlere. Amerika’da Ramazan şükrü ikrar ettiriyor dillerimize ve tekrar tekrar şükrü fısıldıyor kalplerimize.
Burası öyle bir yer ki; gecesi gündüzüne karışmış insanların¸ herkes çalışıyor durmadan bir lokma daha ekmek için.
Değil hafta sonları geceleri bile çalışıyor insanlar Amerika’da.
Beraberce iftar yapabileceğiniz bir kaç kişiyi misafir etmek öyle büyük bir nimet ki…
Herkesin çalışma ya da ders saati birbirine uymadığından bir araya gelebilmek oldukça zor¸ haftada bir kez de olsa uzaktaki bir camide cemaatle namaz kılmak mutlu ediyor bizleri¸ camilerin yakınında oturan arkadaşlarımızı kıskanıyoruz.
Çünkü onlar iftarlarını topluca camide yapıyor¸ ardından mukabele dinliyor¸ her gün cemaatle namaz kılıyorlar.
Bunları yaşayan -ufak da olsa- bir cemaatin varlığı için şükrediyoruz. Amerika’ya ilk geldiğim sene -iftar zamanında eşim okulda olduğundan- neredeyse tüm Ramazan yalnız başıma iftar etmiştim.
Eşim ise okulda Müslüman öğrencilerle beraber iftarını açıyordu.
Üniversitede kurulmuş olan MSA (Muslim Students Assosiation) tarafından tüm Ramazan boyunca okulda iftar düzenleniyor¸ teravih namazı kılınıyor.
Okulun kendilerine tahsis ettiği bir odada Müslüman öğrenciler namazlarını kılıyor¸ cuma günleri ise daha geniş bir salonda Cuma namazı kılınıyor.

İngilizce olarak okunan hutbeyi sevinç gözyaşları içinde dinlediğim¸ okuldaki o ilk Cuma gününü asla unutmayacağım.
Zencisi¸ beyazıyla onlarca öğrenci Cuma hutbesi dinleyip cemaatle namaz kılıyor hem de bunu bir üniversitede gerçekleştiriyor.
Türkiye’de son sınıfta okulunu malum yasaklar yüzünden bırakmış biri olarak bunlar bana inanılmaz gibi geliyor ama değil.
İnkarın yaşattığı bunalım ve tatminsizlik¸ iç huzursuzluğu¸ insanı durmadan maddeye itiyor.
Çılgınca para harcıyor insanlar burada¸ durmadan yiyip içiyor.
Garip ama yemek yemenin bırakın adabını¸ zamanı bile yok.
Yirmi dört saat hizmet veriyor fastfood lokantalar.
Hamburgerler¸ pizzalar havada uçuşuyor.
Okuldaki arkadaşlarıma orucu anlatıp bir ay boyunca oruç tutacağımı söylediğimde inanamadılar¸ durmadan sorup durdular: “İyi misin¸ açlıktan bayılmayasın?” diye.
Çoğu beş dakika bile aç kalamayacağını söyledi.
Bilselerdi ne için¸ kimin için aç kalıyor midemiz¸ oysa bunun yanında kana kana yudumluyoruz rahmeti¸ sayısız lutfa doyuyor kalbimiz¸ nice nice ihsan ve ikramda bulunuyor Rabbimiz.
İşte bu durumda Amerika’da Ramazan her zamankinden daha fazla keşkelere boğuyor bizleri¸ keşke şu çok sevdiğim ev sahibim de Müslüman olsa¸ keşke okuldaki arkadaşlarım ve hocalarım da¸ keşke bana her gün selam veren karşı komşum da¸ keşke¸ keşke…
Onlar da yaşasalar rahmet¸ bereket ve mağfiret ayının o doyumsuz lezzetini diye iç geçirirken¸ Allah Rasûlü’nün amcası Ebu Talib’in iman etmesini ne çok arzuladığı geliyor hatırımıza ve hidayetin yalnızca Allah’tan olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz

Markette alışveriş yaparken küçük bir kız çocuğu boncuk mavisi gözleriyle gülümsüyor şaşkın şaşkın¸ annesine soruyor¸ “Anne bu ablanın başındaki ne?” İçim coşuyor birden.
Çok şükür bizleri buralara gönderip emirlerine itaat ettiren Rabbime!
Küçük bir kız çocuğunun dünyasına bir kaç dakikalığına da olsa başörtümüzü gösterdiği için. Bu soruyu sorduran Rabbim¸ ne olur bu yavruya da ileride hidayetini lütfeyle…
Dışarıya çıktığımda her şey bana gülümsüyor¸ ağaçlar gülümsüyor hışırtılı yapraklarıyla¸ toprak gülümsüyor sıcacık¸ çimenler gülümsüyor olabildiğince yeşil¸ gökyüzü gülümsüyor serin serin¸ çiçekler¸ kuşlar hatta evler bile gülümsüyor sanki.
Onlar da şükrediyor: “Ya Rabbi! İtaat ettirdiğin kullarını gönderdiğin için bu topraklara¸ gösterdiğin için bu havaya şükürler olsun…”
Otobanda seyahat ederken namaz kılmak için duruyoruz.
Seccademizi serip namaz kılarken küçük bir kedi peyda oluyor.
Gelip seccadenin üzerinde oturuyor¸ namaz bitince kucağımıza çıkmak istiyor¸ etrafımızda hoplayıp zıplıyor¸ izin versek arabaya da binecek.
Çok mutlu kedicik¸ kendisiyle beraber Kainatın Sahibi’ni zikredenleri görmek onu da şükrettiriyor.
Sahur yemeğini yerken gözlerimiz ışıklı bir pencere arıyor¸ herkes uykuda.
Tüm pencereler karanlık. “Ya Rabb! Sen aydınlat cümlemizi¸ Ramazan davullarını kalbimizde çaldır da gaflet uykularından uyandır¸ güm güm atsın yüreklerimiz senin için¸ Senin emirlerin için¸ ne olur ışıklarımızı arttır.” diye dua ediyoruz.
İftar zamanı sanal ezan okununca sofrada gözlerimiz sıcacık mis kokulu Ramazan pidelerini arıyor.
Kalabalık sofraları¸ mahyalarla süslü camileri¸ ezanları¸ gürül gürül mukabele okuyan hafızları¸ dini yayınlar fuarlarını¸ tekbir ve salâvatlarla kılınan teravih namazlarını daha nice memleket geleneğini özlüyoruz.

Böyle söyleyince Ramazan’ın Amerika’ya uğramadığını düşünmeyin¸ çok şükür bizler de hissedip ihya etmeye çalışıyoruz ama cemaat olmanın verdiği güç ve kuvvetten¸ uhuvvetten mahrum olarak.
Kısacası sayıca az olmanın getirdiği bir buruklukla yaşıyoruz Ramazanları. Ramazan’ın veda edeceği son günler sürekli interneti kontrol ediyoruz ISNA (Islamic Society of North America)’nın elektronik sayfasından.
Zira onların kurduğu bir teşkilat¸ ayı gözlemliyor ve internet sitesinden haber veriyor.
Ancak falanca ülkeler bayramı şu gün filanca ülkeler bu gün kutlayacak yazısı morallerimizi bozuyor.
Biz bulunduğumuz ülkedeki çoğunluğa uyuyoruz ama aklımız bir türlü farklı günlerde bayram yapmayı anlayamıyor.
Beraberce¸ tek yürek olup gerçek bayramlar kutlamayı hayal edip bu hayalle dua ediyoruz. Ayrıca hepinizin malûmu İslam “terror” kelimesiyle beraber anılıyor bu ülkede. İnsanlar Müslüman olduğunu söylemekten çekiniyor ne yazık ki.
Boynumuz bükük¸ halimiz zayıf. Sanki Ramazan-ı Şerifler bir vesile bizlerin kuvvet bulması için zira Cenab-ı Hakk’ın rahmet kapılarının açıldığı¸ dualarımızın daha çok kabul olduğu öylesine kıymetli anlar barındırıyor ki içinde Ramazan.
Kim bilir zayıflığımız hürmetine kabul olur da dualarımız Rabbimiz melekler ordusuyla destekler bizi¸ belki garip kaldığımız için acır da mağfiret eder ahir zaman ümmetine¸ tek bir kıymetli anı için Ramazan’ın¸ Rabbimiz nazlar da bizi¸ sevdiklerimize hidayetini lütfeder¸ kim bilir belki gurbetteki R
amazanlar için acilen cevap geliverir dualarımıza.

Her halükarda umudumuz var zira Rabbimiz celal ve ikram sahibi¸ çok şükür…Yenidünya Dergisi

Betül Aydıner / New Jersey¸ ABD /