Nur saçan bir kandil olmak…

Karanlık bir dünyanın kandili olarak kamil mü’min¸ çevresine dostluk¸ güzellik ve nur dağıtır. Hiçbir zifiri karanlık ona baskın çıkamaz. Kin¸ buğz¸ düşmanlık¸ haset bu çerağın dağıttığı “karanlık şualar” değildir. Tanetmek¸ lanetlemek¸ çirkin tavırlarla çevreyi kirletmek mü’min tavrı olamaz.

Selamünaleyküm.
Varoluşun bir takım dinamikleri vardır.Fert ve toplum hayatı bu temeller üzerine bina edilmiştir.Bu fıtrî esaslar çerçevesinde insan¸iç ve dış tabiatındaki varlıkla uyum arzedebilir.

Haddizatında insanın irade sahibi ve müdahale edecek bir kıvamda oluşu¸bu nutabakatı oluşturmaya engel değil¸bilakis bir vesiledir.Zira varlığa¸yaratılışının gerektirdiği ölçüler çerçevesinde cereyan eden müdahaleler¸yaratılış gayesine aykırı olmaz.Ancak pek tabiîdirki¸bir şey için gaye tespit etmek¸onun yaratıcısına ait olacaktır.O halde insan-varlık münasebetinde arzulanan mutabakat¸insanın iç ve dış tabiatında bulunan yaratılmışlar üzerindeki tasarruflarında yaratıcının tespit ettiği amaçlara yaklaşabildiği ölçüde mümkün olmaktadır.

Gaye¸karanlık ve girift bırakılmamıştır.Varlığın yegane yaratıcısı¸müdahale imkanı olarak “irade” yi bahşettiği insana¸varlıktaki gayeyi rahmetinin bir tecellisi halinde bildirmiştir.Hatta söz konusu imkânı zararlı yönlere kaydırmak isteyen ve ısrarla bu mesaja kulağı tıkalı duran insanı gönderdiği elçilerle uyarmış¸uyandırmıştır.

Bu sebeble varlık üzerinde esas olan imandı¸hayırdır¸güzelliktir.Hasılı Allaha kulluk¸ibadettir.Fakat asıl’ın olmadığı yerde iğreti;iman¸güzellik ve dostluğun bulunmadığı noktada inkâr¸çirkinlik ve düşmanlık hayat bulur.Işığın olduğu yerde karanlık barınamaz.Hatta en zifiri karanlık bile¸bir nur parçasını yoketmeye¸karartmaya güç yetiremez.

İnsanlık planında kamil mü’min nur abidesi¸dostluk ve güzellik timsalidir.Öyle bir nurki¸kaynağı Hakk’tır.Bir kandilki¸yağına ateş değmese bile neredeyse ışık verir.Allah’ın yüceltilmesine ve isminin anılmasına müsaade ettiği¸sabah akşam O’nun tespih edildiği evlerde¸gönüllerdedir bu çerağ. Ki o erleri¸ne ticaret¸nede alış veriş Allah’ı zikirden¸namazı dosdoğru kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoyamaz.Nur üstüne Nurdur bu;Allah dilediğine nurunu iletir.

Karanlık bir dünyanın kandili olarak kamil mü’min¸çevresine dostluk¸güzellik ve nur dağıtır.Hiçbir zifiri karanlık ona baskın çıkamaz.Kin¸buğz¸düşmanlık¸haset bu çerağın dağıttığı “karanlık şualar” değildir.Tanetmek¸lanetlemek¸çirkin tavırlarla çevreyi kirletmek mü’min tavrı olamaz. Zira lanet¸kin¸buğz¸düşmanlık imanın ve güzelin değil;inkârın¸fasıklığın¸çirkinin kokusunu ve çeşitli tonlardaki rengini taşır.

Şüphesiz mü’minin nur dağıtan bir çerağ olması fıtratının gereğidir.Kendisi için tespit edilen yaratılış gayesi budur.Çirkinlik ve kötülük imanın şiarıda değildir.Bu sebeble mü’min¸davasını başkalarının günah ve çirkinlikleri üzerine bina edemez.O halde mü’min ülfet eden¸ülfet edilen dost olan ve dostluğu yayandır.

Bu misyon¸sadece sosyal hayattaki insani münasebetleri düzenleyen bir iksir değildir.Aynı zamanda yeryüzündeki kargaşalıklara¸fesat ve fitnenin kaynağına neşter olacak keyfiyeti haizdir.Güzelin ve iman ehlinin dostluk yaymadığı noktada¸inklâr ve karanlık taraftarlarının düşmanlık ve çirkinliği yaymasından daha tabii ne olabilir?Ancak¸ışığın canlı olduğu yerde¸zifiri karanlık hiçte korkutucu değildir.Hatta karanlık nurun¸inkar ehli mü’minin alternatifi dahi olamaz.

Bu gün dünyayı karanlıklar basmış görünüyorsa;nur sahiplerinin¸kandillerin ihmalinden sözetmek gerekir.Rahmani tespit şudur;Kâfir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. “Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.” ( Enfal/73) İşte bu nedenle Mü’minler aralarında dostluklarını yaymalıdırlar…Öyle bir dostlukki¸her nekadar mirasta birbirinize varis olmasanız bile¸din konusunda bir yardım istenirse¸yardım etmeniz gerekir. “İman edip de hicret edenler¸ Allah yolunda mallarıyla¸ canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya¸ işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince¸ onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse¸ sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.“Enfal/72.

Karanlıklara karşı kandil olmanın onsuz olmaz şartı dostluktur¸dost olmaktır. “Kim Allah’ı¸ Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.” Maide/56 Anlaşılıyorki kim bunları dost edinirse Allahın taraftarıdır ve mutlak manada galip gelecek olanda Allahın taraftarı olduğudur. O halde “Hizbullah” patentinin mutlak suretle alınması gerekmektedir.Ancak görülen o ki bu patenti almanın ön koşulu dost olmaktır.bu ismin gerektirdiği dostluk kıvam ve keyfiyetine erişmek gereklkiliğidir. Mü’minlere ve Allah dostlarına düşmanlık ederek bu kıvam ve keyfiyete kesinlikle erişilemez.

Mü’min olduğu halde etrafa dostluk¸kardeşlik¸güzellik şuaları yerine kin¸düşmanlık ve haset yayanlara rastlanıyorsa;bu katrana batırılmış kandil olarak değerlendirilebilir.Katarana batırılan bir kandil mü’min bile olsa¸o çevresini aydınlatmaktan çok istemesede zifiri karanlığa yardım eden durumuna düşer.Zira henüz kendi kataran ve karanlığından kurtulamayan başkasını aydınlatamaz.İşte aydınlanamayan bir dünyada bu nevi kandillerimizin sorumluluğu hiçte az değildir.

Karanlığı bertaraf etmenin iki yolu vardır…

Ya nur saçan bir kandil olmak¸yahutta böyle bir kandile ayna olmak.Bu ikisinden biri olmayı başaramayanın¸karanlığa sövmekten başka yapabileceği bir şey yoktur.O halde aydınlık bir dünya için¸ya üstümüzdeki katranlardan arınalım¸yahut arınmışlara ayna olmanın yollarını arayalım.Bilmiyorsak bir bilene soralım.Unutmamak gerekirki¸yeryüzünde nur saçan kandiller çoğaldıkça karanlık yok olacaktır.Zira bâtıl¸Hakk gelince zail olmaya mahkumdur. Gerisi ise laf-ü güzaftır.

Selam ve dua ile¸
Fi emanillah.

Ramazan AÇIKEL / Ramazan Rehberi