Oruç: Gönülden gönüle bir yol

Yüreğimi inceltip¸ bana rahmetini düşündüren ve mü’min kardeşlerimin bu halleri  karşısında¸  bir insan olarak benim  gönlümde dahi  şefkat duygularını gün yüzüne çıkaran Rabbimin hoşnutluğunu hayal etmeye çalışırım gayri ihtiyari.

Adını koyamadığım ve fakat varlığının güzelliğini bildiğim bir duygu¸ kalbimi yumaşatıp¸ gözyaşına dönüşme mücadelesi veriyor yine. İşte bu Ramazan gününde¸ Allah için oruca niyet etmiş cümlesi ve o cümlesinin arasında olmak¸ nasıl da tarifsiz bir ümitle dolduruyor içimi. “Her şeye rağmen ama her şeye rağmen¸ oruçlu ağızlarımızla Sana geldik; biz geldik” diyor yüreğimin sesi. Şimdi ekmek aldığım ihtiyar amca¸ orucun büyüttüğü şu küçücük çocuk¸ karşı kaldırımda yürüyen adam¸ selam verip geçen hanımefendi… Hepsi¸ her biri Sen emrettin diye ilahî bir kilit vurdu ağızlarına. Zayıf¸ kuvvetli¸ hasta¸ sağlıklı¸ genç¸ yaşlı¸ kadın¸ erkek¸ çocuk nice gönül¸ mübarek emrin üzere yemeden içmeden kesildi. Onca günaha¸ onca gaflete¸ onca nankörlüğe rağmen¸ orucun sararttığı  yüzler¸ takati kesilmiş dizler¸ mahzun bakışlar Rahmetini celbeder diye umuyoruz.

Ramazan günleri¸ cadde ve sokaklarda dolaşırken¸ evimin penceresinden dışarıyı seyrederken¸ o dakikada gördüğüm ve görmeyip hayalimde varlıklarını canlandırdığım oruç kahramanları nasıl da merhametimi harekete geçirir. Kan ter içinde güneş altında çalışanlar¸ onca muhalif duruşa rağmen oruçta daim olmanın sevdasıyla yananlar¸ açlığa meydan okurcasına hayır yolunda mesai harcayanlar… Yüreğimi inceltip¸ bana rahmetini düşündüren ve mü’min kardeşlerimin bu halleri  karşısında¸  bir insan olarak benim  gönlümde dahi  şefkat duygularını gün yüzüne çıkaran Rabbimin hoşnutluğunu hayal etmeye çalışırım gayri ihtiyari.

Ramazan dışında da¸ ilahî rızaya mazhar olmak için akın akın koşup gelen insan toplulukları da ruhumda aynı şefkat duygularını harekete geçiriverir. Üç dört ay  önce¸ Filistinli yetimler için  organize edilmiş sayısı bin kişiyi bulan bir yemekte¸ gözyaşlarımı tutmakta nasıl da zorlandığımı hatırlıyorum. Hanımların hanımlar için organize ettiği bu buluşmanın daha ilk dakikalarında¸ uzaktan ya da yakından hayır için koşup gelen müslüman kardeşlerimi görmek¸ Ramazan günlerinde yüzlerinde orucu gördüğüm mü’minlerin çağrıştırdığı duygunun bir benzerini getirmişti yüreğime. Filistin’i anlatan slayt gösterisinin bir an önce başlamasını nasıl da istemiştim. Böylece bu ağlamaklı halime göstereceğim bir gerekçe bulmuş olacaktım.

Savaş ve felaket zamanları gelir gözlerimin önüne¸ böylesi kalabalık toplantılarda.  O gün bir hayır toplantısına katılan nice hanımın¸ belki de tarihin seyrini değiştiren savaş kahramanları olacağını hayal ederim. Sanırım¸ Allah’ın izni ile hayırlı işler için bir araya gelme¸ gönül gönüle verme yeteneğimizi hâlâ yitirmediğimizi görmek beni böylesi etkileyen. Hak adına bir yerde olmak¸ o topluluğun bir parçası olmak¸ topluluğun tamamına karşı merhamet ve muhabbet duygularını nasıl da harekete geçiriyor; ilahî mağfiretin topluluğun her ferdini içine alıp¸ cennete taşıyacağına inanmak istiyorsunuz tüm kalbinizle.

İşte Ramazan günleri böylesi bir ümitle doluyor içim. Rabb-i Rahim’in¸ oruç kalkanının ucuna yapışmış milyonlarca insanımızı ve dahi bizi  sırat-ı müstakim üzere bir araya getireceğine ve aramıza merhamet ve muhabbet duygularını yerleştireceğine inanıyorum. Ve Rabbimden¸ bir ucundan öbürüne değin¸ yurdumuzun her yerinde¸ Ramazan’ın kuşatıcılığıyla¸ aynı ümmet içinde yer almanın getirdiği yakınlık¸ muhabbet ve merhamet duygularını bereketlendirip daim kılmasını niyaz ediyorum. Hepimizin Ramazan ayı mübarek olsun.

Derya Güney